23 Kasım 2013 Cumartesi

Tasarım Bienali’nden Tarlabaşı’na uzanmak

“Gelecek artık eskisi gibi değil”

Yukarıda okuduğunuz başlık İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 2. Tasarım Bienali’nin 2014 için belirlenen teması. İlki geçen sene düzenlenen bienalin yeni projeleri ateşlemesi için uygun görülen teması küratör Zoë Ryan tarafından geçen hafta açıklandı. Tabii ki uyuduğum! için katılamadığım basın toplantısından sonra elime geçen bültende çok hoşuma giden bu başlığı okudum.
Bültende bir de şöyle bir kısım var; aynen kopyalıyorum: “İstanbul’un tasarıma ve tasarımın günlük hayatla ilişkisine dair alternatif düşünce üretmenin merkezlerinden biri olarak hızlı bir dönüşümden geçtiğini de belirten Zoë Ryan, şehri, projeler, konuşmalar, atölye çalışmaları, yayınlar ve eylemler için olduğu kadar online inisiyatifler oluşturmak için de dinamik bir uzam olarak kullanacağını ifade etti.”
“Şu anda gelecek nedir?” sorusunun cevabını arayacak olan etkinlik kentsel tasarım (şehir ve bölge planlama), mimarlık, iç mimarlık, endüstriyel tasarım, grafik tasarım, moda ve tekstil tasarımı ile yeni medya tasarımı gibi disiplinleri ve yaratıcı alanları kapsıyor. Katılmak isteyenlerin, imge, animasyon, video, grafik, diyagram ve/veya metin formunda, ama bu formlarla sınırlı da olmayan manifestolarını, 1 Şubat 2014 tarihine kadar göndermeleri gerekiyor. Ayrıntılı bilgi için  bkz: tasarimbienali.iksv.org

Etkinlik bu sene tamamen ücretsiz olarak düzenlenecekmiş, haberiniz olsun… 

Zoe Ryan, 2. Tasarım Bienali küratörü, Chicago Sanat Enstitüsü Mimarlık ve Tasarım Bölümü.


Bienal’den serbest çağrışımla Tarlabaşı’na…

Evet, insanın gerçekten “dönüşüm”den geçilen şu süreç içerisinde “kentsel dönüşüm” mevzusuna ciddi ciddi kafayı takıp, özellikle Beyoğlu-Tarlabaşı civarında bilinçli bir şekilde kaderine terk edilip yakılan/yıkılan, yeni sakinleri sürgüne yollanan dantel gibi eski binaların peşine düşesi geliyor. “Rant” kelimesini enine boyuna masalara yatırası… Niyetim doğru Ahmetcilik oynamak ya da mesaj vermek değil, sadece son yıllarda kendime şu soruyu çok sorar oldum: “İstanbul mu dünyanın en güzel şehri yahu, neden ki?” Ve içinde yaşayanlar seyrettikçe daha çok çirkinleşecek, tadını, kokusunu, özelliğini yitirecek tabii diyorum. Ama karamsar değil umutluyum; özellikle bu hazirandan sonra…

Fotoğrafçısını ne yazık ki bilmediğim harika bir kare. Tarlabaşı ve kentsel dönüşüm için yazılan binlerce satıra eş değer.  

Ali Öz'ün geçen sene Eylül'de açtığı "Ayıp Şehir" isimli fotoğraf sergisinden bir kare.


“… o insanlar bir gecede buharlaştırıldı, evlerinden, sığınaklarından atıldı. Hem de evleri 3-5 kuruşa, zorla belediye, devlet ve özel sektör eliyle kamulaştırıldı ve o güzelim mimari doku yok edildi. Bir daha asla yerine konamayacak bir yıkım gerçekleştirildi. Buradaki insanlar sığınaklarından atıldı veya köylerine döndü, ya da uzaktaki başka varoş semtlerine sığındılar.” Ali Öz

Ali Öz’ün Agos’tan Can Öktemer’e verdiği röportajın tamamı için:

http://www.agos.com.tr/haber.php?seo=tarlabasi-sehrin-soylulastirma-adina-soysuzlastirilmasidir&haberid=4794

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder