3 Ocak 2014 Cuma

Yeraltı sanatı; ama gerçek yeraltı!


Dalgın, karamsar, heyecanlı ve hep “yetişmeye çalışan” kentlilerle meraklı gezginlerin en sevdiği, sevmese bile avantajlarından vazgeçemediği yegane ulaşım sistemi metro. En çok müzisyenleri ve bizim diyarlarda rastlamasak da graffitileri, renkleri, sokaklara ün salmış sanatçıların kaçak işleriyle güzelleşir metro. Soğuk dehlizleri insan telaşı koktuğu gibi sidik de kokar kimi zaman. Dünyanın çeşitli yerlerinde belediyeler metro hayatını renklendirmek ve belki de bu soğuk, rutubetli dehlizlerde zorunlu dakikalar geçiren insanların griye çalan zihinlerini biraz yeşillendirmek için inşaat işine sanatı da dahil etmişler. Bu projeleri gerçekleştirenleri İstanbul metrolarına davet ediyorum, eminim çok duygulanırlar.  



110 km.lik Stockholm metrosu dünyanın en uzun sanat sergisi aynı zamanda...


Geçen gün dünyanın en uzun sanat sergisinin (110 km.) Stockholm metrosunda bulunduğuna dair bir habere denk geldim. Bir sürü farklı sanatçının resim, heykel, mozaik işleri yer alıyormuş metro duvarlarında ve zemininde. 50’li yıllarda inşa edilen Stockholm metrosunun 91 istasyonunda kurulduğu yıllardan itibaren farklı tarzda sanat eserleri sergileniyormuş.

Kungstradgarden İstasyonu, mağara duvarına benzer dehlizleri ve farklı renkleriyle en ilgi çekici duraklardan biri. 
Arama sonuçlarında en çok karşılaştığım işler Kungsträdgården İstasyonu’ndan çıktı. Mağara duvarlarına benzer dokular ve bir sürü kışkırtıcı renk, mozaik, mozaik, heykel, heykel… Yalnız bazı fotoğrafları çocukluğumun hiç korkutmayan korku tüneli manzaralarına benzettiğimi de inkar edemeyeceğim.





Stockholm metrosunun en şenlikli duvarlarından biri de Lars Arrhenius'un 70 ve 80'lerin kült oyunlarından derlediği mozaik çalışması. Pac-Man, Super Mario ve Space Invaders, wuhuuuu!
Bu da Chuck Groening'in "Stockholm Subway" isimli çalışması. İskandinav mitolojisi metroda. 


Tayvan’ın Koahsiung şehrindeki Formosa Boulevard İstasyonu’nun kubbesi de bir diğer kayda değer örnek. Sanatçı Narcissus Quagliata tarafından yapılan renkli cam kubbe dünyanın en büyük halka açık sanat işlerinden biri. Kubbe, Su: Yaşam rahminde; Toprak: Refah ve büyüme; Işık: Yaratıcı ruh; Ateş: Yıkım ve yeniden doğuş temalarıyla insan hayatının hikayesini anlatıyor. 

Tayvan, Koahsiung şehrindeki Formosa Boulevard İstasyonu'nuna girdiğinizde, kafanızı önünüze eğip yukarıdaki manzarayla vedalaşmanız biraz vakit alabilir...



Narcissus Quagliata tarafından yaratılan kubbede dört temayla insanlığın hikayesi anlatılmış. 

Metro, oyun ve sanat kelimelerini bir arada kullanıp New York’u es geçmek olmaz. Heykeltraş Tom Otterness’in 100’den fazla bronz heykelcikten oluşan “Life Underground” serisi 2001 yılında Eighth Avenue İstasyonu için yaratılmış. Her köşe başında rastlayabileceğiniz figürlerin Amerikan Dolar’ı ve yerlere saçılan “Cent”lerle içli dışlı bir ilişkisi var.

Tom Otterness'in Life Underground serisinde yer alan bu arkadaş Eight Avenue İstasyonu'nun demirbaşlarından. 

Yemişim Dolar'ını!

Avustralyalı sanatçı ve çocuk kitapları illustratörü Sophie Blackall'ın New York metrosunu konu aldığı "Missed Connections" çalışması New York metrosunda trenlerin içinde sergilenmiş.
Sophie Blackall'dan şekerleme tadında insan mozaiği! 

Berlin, Frankfurt, Brüksel, Santiago gibi şehirlerde de gayet hoş örnekler bulunuyor. Ama yine de benim değişmez favorim benzerlerine bizim buralarda da rastlabileceğimiz graffitiye bulanmış eski model vagonlar. Onların samimiyeti bambaşka. Adı belirsiz sokak sanatçılarının karalama defteri onlar :)



Frankfurt, Bocken Heimer Warte İstasyonu'nun girişi. 
Brüksel metrosundan...
Brüksel, Comte de Flandre İstasyonu'ndan Paul van Hoeydonck'un uçan insan figürleri. 
Şili, Santiago metrosundan...

Yine konumuzun dışında ama metro istasyonlarından bahsedip de Rus görkemini anmadan olmaz. İşte kremalı pastaya benzer duvarları ve dev avizeleriyle Moskova metrosundan bir manzara. 

Ayrıca şu kitaba dikkat:

Chronicle Books’dan çıkan “Subway Art”, Martha Cooper  ve Henry Chalfant fotoğraflarıyla 70 ve 80'lerden metro hikayeleri anlatıyor. Gerçek "underground" sanata bağlı içeriğiyle; Amerikan metro istasyonlarının gerilla sanatçıları, polisleri ve seyahat eden sıradan insanlarıyla evlere şenlik sahneleri! 

"Cops in the Train", The Bronx, 1981, Martha Cooper.
"Seen Dust", 1980, Henry Chalfant.
"Dondi Painting", New Lots Yards, 1980, Martha Cooper. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder