5 Şubat 2014 Çarşamba

Alternatif yaşam formları 3: Şahane orman kaçkınları Nick ve Lilah


Nick Olson ve Lilah Horwitz, ağaç evlerinin ön cephesini eski pencerelerle kaplamışlar. 

Gündemde onca can acıtıcı haber varken ve adaletsizlik en “zebellah” haliyle karşımızda dikilmekteyken yapılabilecek en güzel şeylerden ikincisi şimdilik samanlığı seyran edebilenlerin hikayelerini dinlemek olabilir belki diye düşündüm. Yapılacakların birincisi tabii ki söz konusu zebellahın karşısında kendi yönteminle durabilmek oluyor. Bak mesaj kaygılı, sıkıcı, öğreten kadın modunda olmayayım diyorum ama en güzel ve umut verici mevzuları anlatırken bile gündemin ağırlığının altından kalkamıyorum ne yapayım.

Sene 2012, evin inşaatında her şey tamam gibi; sırada en hassas iş var. Pencereler puzzle misali yerleştirilecek, ölçüler birbirini tutacak.


Nick, Lilah ve "nurtopu" manzaraya karşı.

Geri dönüşüm pencereleri

Efendim gelelim samanlık seyranı sanatını yaşam tarzı haline getirebilen çiftimiz Nick ve Lilah’a… Ben onlara şahane orman kaçkınları diyorum. Tabii yaptıkları işi gittikleri, gezdikleri yerlerden yapabiliyor olmaları çiftimizin en büyük lükslerinden biri olabilir ve dolayısıyla doğada uzun zaman geçirebilmelerini kolaylaştırabilir.




Moda tasarımcısı Lilah Horwitz işlerini elde yapmayı seviyor. 



İki yaratıcı ruha en iyi gelen şey hiçbir anını kaçırmayacakları kusursuz bir gün ışığı olabilir herhalde... 

Nick Olson’un ilginç bir işi var. Aslında bir peyzaj firması ve bazı özel projeler için fotoğraf çekiyor yani fotoğrafçı ama benim de yeni öğrendiğim tintypes (ferrotype) adı verilen bir yöntemle, emaye metal plakalar ile doğrudan pozitif görüntü oluşturuyor. Bunun için de kendi yaptığı kocaman bir kamera kullanıyor. Lilah Horwitz ise moda tasarımcısı. Genellikle kendi elleriyle yaptığı giysiler New York’un bazı butiklerinde satılıyor.

Nick Olson fotoğraflarını tintypes ya da ferrotype adı verilen bir yöntemle çekiyor ve bunun için kendi yaptığı bir makineyi kullanıyor.


Lilah ve Nick iki sene önce yerleşik yaşamlarına bir pencere açıp yılın bazı zamanlarını doğada, West Virginia’nın dağlarında geçirmeye karar vermişler. Pencere açıp demişken, yaklaşık -sadece- 500 Dolar harcayarak kendi elleriyle yaptıkları ağaç evlerinin cephesine de bol bol pencere açmışlar görüldüğü üzere. Bu pencerelerin büyük çoğunluğu kendi buldukları ve projelerini duyan yakınlarının getirdikleri hurdalardan (biz onlara geri dönüştürülebilir nesne de diyebiliriz) oluşuyor. Lilah, New River George Ulusal Parkı'nda rastladıkları eski pencerelerden oluşan yığını inanılmaz bir şans olarak görüyor. Orman kaçkınlarının evinin ön cephesi birbirinden farklı pencerelerle kaplanıyor böylece… Hatta bu cephe tam 5 metreyi buluyor. Bu arada evin çatısının eski bir ahırdan taşındığını da unutmayalım. 

Pencerelerden oluşan ön cephenin yüksekliği 5 metreyi buluyor. Çiftin yaptığı en büyük masraf bir kamyonet kiralayıp yollarda eski pencere aramak olmuş. Ama şans karşılarına kocaman bir pencere yığını çıkarmış.  

Ormanın içindeki bu güzel ev tahmin edilebileceği gibi dört mevsim konaklamaya henüz pek olanak vermiyor. Evde elektrik ve su tesisatı olmadığından ve ısınmak da sorun olabileceğinden çift yılın ancak belirli zamanlarını burada geçirebiliyor şimdilik. Kalan zamanlarında Milwaukee’deki şehir hayatlarına devam ediyorlar. Ama işleri dolayısıyla civarda mobil vaziyette oldukları ve böyle olmayı sevdikleri için de bu yaratıcı “pencere ev” onların sık sık kaçtığı bir yuva haline gelmiş doğal olarak.

Ah şirin West Virginia ve minicik gölcükleri... (John Denver'ın Country Roads türküsü geldi aklıma birden :)


Çift önümüzdeki yıllarda evlerine dış mutfak ve güneş enerji paneli eklemek istediklerini anlatıyor, ama ev bu haliyle de gayet yaşanabilir ve çok sevilebilir vaziyette zaten. Ormanın içinden yayılan ışığın verdiği huzur ise eşsiz olmalı diye düşünüyorum. 

Merak içindekiler http://www.halfcuttea.com/ adresine ve aşağıdaki videoya da göz atabilirler pek tabii…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder