Alternatif yaşam formları 3: Şahane orman kaçkınları Nick ve Lilah
Nick Olson ve Lilah Horwitz, ağaç evlerinin ön cephesini eski pencerelerle kaplamışlar.
Gündemde onca can acıtıcı haber varken ve adaletsizlik en “zebellah”
haliyle karşımızda dikilmekteyken yapılabilecek en güzel şeylerden ikincisi şimdilik
samanlığı seyran edebilenlerin hikayelerini dinlemek olabilir belki diye
düşündüm. Yapılacakların birincisi tabii ki söz konusu zebellahın karşısında kendi
yönteminle durabilmek oluyor. Bak mesaj kaygılı, sıkıcı, öğreten kadın modunda
olmayayım diyorum ama en güzel ve umut verici mevzuları anlatırken bile
gündemin ağırlığının altından kalkamıyorum ne yapayım.
Sene 2012, evin inşaatında her şey tamam gibi; sırada en hassas iş var. Pencereler puzzle misali yerleştirilecek, ölçüler birbirini tutacak.
Nick, Lilah ve "nurtopu" manzaraya karşı.
Geri dönüşüm pencereleri
Efendim gelelim samanlık seyranı sanatını yaşam tarzı haline
getirebilen çiftimiz Nick ve Lilah’a… Ben onlara şahane orman kaçkınları
diyorum. Tabii yaptıkları işi gittikleri, gezdikleri yerlerden yapabiliyor
olmaları çiftimizin en büyük lükslerinden biri olabilir ve dolayısıyla doğada
uzun zaman geçirebilmelerini kolaylaştırabilir.
Moda tasarımcısı Lilah Horwitz işlerini elde yapmayı seviyor.
İki yaratıcı ruha en iyi gelen şey hiçbir anını kaçırmayacakları kusursuz bir gün ışığı olabilir herhalde...
Nick Olson’un ilginç bir işi var. Aslında bir peyzaj firması
ve bazı özel projeler için fotoğraf çekiyor yani fotoğrafçı ama benim de yeni
öğrendiğim tintypes (ferrotype) adı verilen bir yöntemle, emaye metal plakalar
ile doğrudan pozitif görüntü oluşturuyor. Bunun için de kendi yaptığı kocaman
bir kamera kullanıyor. Lilah Horwitz ise moda tasarımcısı. Genellikle kendi elleriyle yaptığı giysiler New
York’un bazı butiklerinde satılıyor.
Nick Olson fotoğraflarını tintypes ya da ferrotype adı verilen bir yöntemle çekiyor ve bunun için kendi yaptığı bir makineyi kullanıyor.
Lilah ve Nick iki sene önce yerleşik yaşamlarına bir pencere
açıp yılın bazı zamanlarını doğada, West Virginia’nın dağlarında geçirmeye
karar vermişler. Pencere açıp demişken, yaklaşık -sadece- 500 Dolar harcayarak kendi
elleriyle yaptıkları ağaç evlerinin cephesine de bol bol pencere açmışlar
görüldüğü üzere. Bu pencerelerin büyük çoğunluğu kendi buldukları ve
projelerini duyan yakınlarının getirdikleri hurdalardan (biz onlara geri
dönüştürülebilir nesne de diyebiliriz) oluşuyor. Lilah, New River George Ulusal Parkı'nda rastladıkları eski pencerelerden oluşan yığını inanılmaz bir şans olarak görüyor. Orman kaçkınlarının evinin
ön cephesi birbirinden farklı pencerelerle kaplanıyor böylece… Hatta bu cephe tam 5 metreyi buluyor. Bu arada evin çatısının eski bir ahırdan taşındığını da unutmayalım.
Pencerelerden oluşan ön cephenin yüksekliği 5 metreyi buluyor. Çiftin yaptığı en büyük masraf bir kamyonet kiralayıp yollarda eski pencere aramak olmuş. Ama şans karşılarına kocaman bir pencere yığını çıkarmış.
Ormanın içindeki bu güzel ev tahmin edilebileceği gibi dört
mevsim konaklamaya henüz pek olanak vermiyor. Evde elektrik ve su tesisatı
olmadığından ve ısınmak da sorun olabileceğinden çift yılın ancak belirli zamanlarını
burada geçirebiliyor şimdilik. Kalan zamanlarında Milwaukee’deki şehir
hayatlarına devam ediyorlar. Ama işleri dolayısıyla civarda mobil vaziyette
oldukları ve böyle olmayı sevdikleri için de bu yaratıcı “pencere ev” onların
sık sık kaçtığı bir yuva haline gelmiş doğal olarak.
Ah şirin West Virginia ve minicik gölcükleri... (John Denver'ın Country Roads türküsü geldi aklıma birden :)
Çift önümüzdeki yıllarda evlerine dış mutfak ve güneş enerji paneli eklemek istediklerini anlatıyor, ama ev bu haliyle de gayet yaşanabilir ve çok sevilebilir vaziyette zaten. Ormanın içinden yayılan ışığın verdiği huzur ise eşsiz olmalı diye düşünüyorum.
Merak içindekiler http://www.halfcuttea.com/
adresine ve aşağıdaki videoya da göz atabilirler pek tabii…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder